Bana özgürlüğü, dostluğu yazabilir misin?
  03 Kasım 2007 - 11:17 | 
Dünyadaki pek çok tartışmanın çok dar çevrelerde değerlendirildiğini düşünürüm. Böyle düşünürüm çünkü çoğu zaman insanlar, halklar dünyada yalnızca kendilerinin kalmış olduklarını, kendi sorunlarının ve çözümsüzlüklerinin bir eşi benzerinin daha olmadığını düşünürler. Olaya sürekli kitleler düzeyinde bakılır. Kitleler arası iletişme işinin zorluğundan sorgulanamayan sorunlar, ortak ve sancılı bir geçmiş ve hamleler insanları sarar; olaya insan boyutunda bakabilme yeteneği daha ortaya çıkmadan yok olur. Bu noktada tüm sorunu bireyler düzeyine çekip uyarlamak sorunu bir yerlere indirgeme yöntemi midir yoksa yükseltme yöntemi midir tartışılır ancak insan evrendir düşüncesini benimsediysek bunun bariz şekilde bir soruna daha geniş bir açıdan bakabilme şansını bize verdiğini görebiliriz. Çok şeyin çözümünde de bu genişlik işimize yarar, biliriz.

Freedom Writers tam da bu minvalde dönen bir film. Yaşanmış bir öyküden uyarlanmış, bu öykü ve kahramanları da daha sonra bir organizasyondan bir derneğe dönüşmüşler. Hikayede bilindik kemikleşmiş sorunlardan farklı olan her şey, eğitimsiz, önyargılara bulanmış, gücün yetkiye dönüşmesine alışmış bir topluluğun, aslında bir kaç topluluğun, bölgelere ayrılmış mahallesindeki, aslında bu şekildeki çoklarca mahallenin yalnızca birindeki okula gönderilen öğretmen Erin Gruwell ile başlıyor. Öğretmenliğin özveriyle yapıldığında en kutsal meslek olduğu söylenir ya, bu kadar doğru bir klişe bir daha yer yüzüne iner mi bilmem. Zira hikaye, yapılan bir genellemeyle devam ediyor ve öğretmenin, insanların kendi kendileriyle ve hemen yanıbaşlarındaki yabancılarla iletişimin kapılarını açmalarına yardım etmesiyle çözüme doğru ilerliyor.

Filmdeki genelleme bir karikatür, zenci kahramanımızın büyük dudaklı bir karikatürü. Filmde de çokça dile getirildiği gibi Nazi döneminde ülkedeki Yahudilerin kocaman burunlu karikatürler olarak çizilmesine çok benzer bir imge. Her Yahudiyi ya da her istenmeyeni aynı kefeye koymayı amaçlayan bir çaba. Olayları kitleleştirerek iletişimi engeleme isteği. Etkili bir yöntem çünkü dünyada bu yollara başvuran herkes bilir ki bir ırkla, bir toplulukla iletişim kuramazsınız, bir siyahla diğer siyahı, bir Latinle diğer Latini, bir beyazla diğer beyazı her şeyleriyle aynı sanarsınız. Ama bir insanı karşınıza aldığınızda, birlikte yaşayıp birlikte çalıştığınızda çok şeyi halledebilirsiniz. Propagandalardan, baskılardan uzaklaşıp, dönerek kendinize kendinizi anlattığınızda çok gerçekçi olabilirsiniz. Hrant Dink ne güzel söylemişti zamanında: "Ben Türkle yaşamayı şans sayan bir insanım... Bütün Ermenilerin dünyasında Türk hakikaten bir ötekiydi, bir öfkeydi. Ama beraber yaşadıkça o öfke ortadan kalkıyor, ilaç oluyor Türkle beraber yaşamak... Irkçılık lekesiyle, insan aşağıladığı birisiyle nasıl yan yana yaşayabilir?.. Diaspora Ermenileri de kötüdür, demek istemiyorum ki. Onların da Türklerle tanışıklıkları artarsa, yaşarlarsa görecekler ki bu öfke yersiz."

Mutlak ki her zaman önemli bir yerlerde olan ama benim için filmle birlikte şu dakikalarda biraz daha hız kazanan bu düşünce tufanı insanı Hollywood'dan alıp, Amerika'nın göçmen mahallelerine, Nazi Almanya'sına, oradan da alıp Anadolu'ya savuruyor ama her seferinde bir tek nesneyi çarpıyor suratımıza: İnsanı. Filmdeki zenci çocuğun çok iyi bir Çinli arkadaş edinmesi gibi en aşırı ülkücülerin çok sevdikleri Kürt arkadaşları olabiliyorsa, bize sadece vahşete, silaha, bombalara, çatışmadan beslenen sömürüye, eğitimsizliğe karşı çabalamak kalıyor; yoksa insan her yerde insan, işin o kısmına ufacık bir sevgi kıvılcımı, bir söz, bir bakış zaten yetiyor.
 



11 Yorum:


04 Kasım 2007 Pazar 10:12, Blogger Köşenin Delisi

Hoşgeldin, özlemişiz. :)

 

04 Kasım 2007 Pazar 19:17, Blogger "aLiKaYHaN" - Sorgu Suâl

Hoşbulduk. İlk yorum için de teşekkürler. :)

 

05 Kasım 2007 Pazartesi 03:33, Anonymous dilök

aa yeni blog. ((: hoşgeldin.

 

05 Kasım 2007 Pazartesi 03:55, Blogger "aLiKaYHaN" - Sorgu Suâl

:) Evet yeni, o kadar yeni ki daha sağını solunu tam yerleştiremedim.

Ama bir hoşbulduk dedirtiyor en azından. :)

 

05 Kasım 2007 Pazartesi 07:16, Blogger Duhan

hoşgeldiniz,hayırlı olsun ;)

 

06 Kasım 2007 Salı 00:09, Blogger "aLiKaYHaN" - Sorgu Sual

Teşekkürler duhan.

RedBlix için sana fazladan bir teşekkür daha. :)

 

06 Kasım 2007 Salı 11:18, Anonymous İsimsiz

aliiii kayhannnnnnn süpersınn sana bayılıyorum hep videolarını ızlıyorum dehsett vala hastayım sanaaa ben ıstanbulsan azerı kızıyım senınle tanışmak isterdım acıkcası bıtıyorum sanaaa bi içim susun yaneeee

 

08 Kasım 2007 Perşembe 03:49, Blogger "aLiKaYHaN" - Sorgu Sual

:) Yok isimsiz yok, o ben değilimdir.

 

10 Kasım 2007 Cumartesi 08:47, Blogger Köşenin Delisi

hahahahaha çok güldüm yahu, ne bu video olayı ali :)))))) biz de izlemek istiyoruz lütfen koy buraya...vay beee ta nerelerden hayranlar edinmişsin seni gidi nihehehe ay çok eğlendim yine kendi kendime, ama azeri arkadaşın da katkısı yok değil tabii...pardon kirlilik yaptım geyik açısından gidiyorum hemen...ama giderken de pıhıhıhıhı diye gülmeye devam ediyorum bilesiniz :)

 

10 Kasım 2007 Cumartesi 09:01, Blogger Köşenin Delisi

Hala gülüyorum...belirteyim istedim :D

 

11 Kasım 2007 Pazar 06:20, Blogger "aLiKaYHaN" - Sorgu Sual

Video falan yok ama kayhan ali olarak videolarını yayınlayan birisi var galiba. Google'da ali kayhan ve kayhan ali aramalarında da alikayhan.blogspot.com en üstte çıktığı için bu yorum da bana nasip olmuş. Yani durum bu, ama bu yorumdan sonra video sektörüne de girsem mi diye düşünmedim değil. Hayran potansiyeli daha fazla. :)