Alışmış seyahat kudurmuş seyahat'ten daha çok okur
  26 Aralık 2007 - 11:36 | 
Kitabevleri ile şehirler arası otobüslerin pek de benzer yanları yok. Aslında kısa aralıklarla ikisiyle birden yüz göz olmuş olmasaydım kendilerini bu kadar yaklaştırmak benim de aklıma gelmezdi. Ama oldu artık. Kaçamam bundan.

Şimdi, bi' kere ikisi de birer alışkanlıklar bütününün sonucu olarak görülebilir. En azından bana öyle geliyor. Örneğin, bizzat gidip bir kitabevinden birşeyler seçen insanla KitapYurdu'ndan kitap alan kişi aynı şeyleri hissediyor olamaz. Çünkü birisinin bariz bir ev olma iddiası var, diğeri ise sadece kitapçı olmak konusunda kendisini geliştiriyor. Bir kitabevine gelip de orada bulunan elemanlara falanca kitabı soran, hatta falanca konulu herhangi bir kitap var mı diye soran birine bu işlerin İnternet üzerinden daha kolay yapıldığını anlatmak zordur. Zaten bazı durumlarda anlatmamak da gerekir. Çünkü o kişinin de çok geçerli argümanları vardır, kitaba dokunmak, biraz okumak, o gece o kitabı bitirebileceğini bilmek gibi; ve bu nedenle bu konuşma çok uzayabilir. Hem de bir doğruya ulaşmadan. Dediğimiz gibi bu işler alışkanlık meselesi.

Aynı şehirler arası otobüs firması seçmek gibi; ki onların çoğunda da ev konforunda olma iddiası var. Bu açıdan düşünürsek evinizde göz aşinalığınızın olduğu bir hostes görmek her zaman daha güven verici olsa gerek. Onun size ne vakit ne sunacağını biliyor olmak, ne isteyeceğinize çoktan karar vermiş olmak da cabası. Mola yerleri bile başlı başına bir huzur(suzluk) etkeni. Sürekli aynı otobüs firmasını tercih eder ve bu sebepten sürekli aynı yerde mola verir ve bu sebepten restoran, tuvalet ve dergilerin yerini gözümüz kapalı bulursak bu hepimize ayrı bir rahatlık sunar değil mi? Sunar, sunaaar. Yani şimdi de diyeceğimiz gibi, alışkanlıklara bağlı kalmak rahatlıktır.

Zaten olur da daha büyük çaplı rahatlıklarımız rahatsızlık vermeye başlarsa yine bu alışkanlık müesseselerini kullanıyoruz. Okuduğumuz yazar, tür sıktıysa gidip kitabevinden ya da bir İnternet kitapçısından başka bir şeyler bulup beğeniyoruz. Ya da tümüyle şehirden, hayatımızdan usandıysak bir bilet alıyoruz uzak bir şehre. Ama dikkat etmeliyiz, bu bir otobüs bileti olmalı. Çünkü hiçbir ulaşım aracı bir şehirler arası otobüs hüznünü yakalayabilmiş değil şu ana kadar.

Demem o ki, bir gün insan başka şeyler denemek isterse önce alışkanlıklarını bırakması, değiştirmesi; en azından bunu denemesi gerekiyor galiba. Bunu yapabilirse gerisi kolay, birkaç kitap, biraz yol, bir de şehirler arası otobüs bileti işte. Ama mutlaka otobüs. Başkası olmaz.

Lütfen.
 



4 Yorum:


28 Aralık 2007 Cuma 11:00, Blogger gülçin

neden illa otobüs ali kayhan yahu? bence uzun bir tren yolculuğu, bir şehirlerarası otobüs yolculuğundan daha hüzünlüdür. hem bizi rahatsız eden alışkanlıklar rahatsızlık veriyorsa, yeni bir "yol" denemek iyi gelecekse, tren de denenebilir. lütfen.

sevgiler.

 

28 Aralık 2007 Cuma 22:02, Blogger miso

Hmm, yıllarca göçebe yaşamış bir insan olarak ben de bu hüzün olayını bir hayli düşündüm yazını okuduktan sonra. Ve kararımı verdim: Gülçin'in dediği gibi tren pek hüzünlüdür cidden, gar daha bir ıssız gelir insana, bağıran, koşturan muavinler filan yoktur ya; o yalnızlık insanın içine işler. Ama otobüsle yolcu ettiğin insanın cama dayadığı başı insanın içini dağlar da iyileşemezsin bir daha. Otobüs kalkmak bilmez. Sen de gözlerini ayıramazsın oradan. Ağlarsın, ya da ağlayamazsın, o artık duruma bakar, ama çok hüzünlüdür, doğru.

Kitapçıdan ve Kitapyurdu'ndan kitap almak ise gerçekten çok farklı. Ben artık eskiden müdavimi olduğum Dost'a gidip saatlerce oyalanamıyorum. Ne vaktim var, ne de halim doğrusu. Onun yerine kitap eklerinde avladığım kitapları bir takım kağıtlara yazarak, o kağıtların yarısını kaybetmeme rağmen bedava kargo için muhakkak belli miktarda kitap sipariş ederek kurnaz bir kasaba tüccarının hazzını yaşıyorum.

Alışkanlıklara hiç değinmeyeceğim. Hayatın en büyük rahatlığı ve dikeni onlar sanırım. Daha fazla konuşursam tehlikeli olabilir :)

Çok uzattım, özür.

marruu

 

31 Aralık 2007 Pazartesi 00:24, Blogger ali*kayhan - sorgu*sual

Merhaba Gülçin,

Aslında treni de çok düşündüm, ancak sadece düşünebildim. Çünkü ben hayatımda pek trene binemedim, ben yaştakiler de binemedi. Daha yeni yeni İstanbul-Ankara arası için hızlanınca keşfederek olduk biz trenleri ve inanın ona da dört arkadaş olunca kompartımanda çok zevkli olur diye binmiştik. Fakat trenlere saygım da çok büyük, hiç onlarsız olur mu?

Sevgiler. :)


Sevgilimisohanım,

Bedava kargo aslında çok yararlı bir şey, insanlara fazladan kitap aldırıyor ne güzel.

Dost'un da kitabevleri arasında çok farklı bir yeri var zaten. Ben Remzi'yi de beğeniyorum. Geçen gün gittiğimde iki saat kalmışım içeride. Üç kitap için hem de. Kovmadılar ama yine de.

Uzatın, özür dilemeyin. :)

Sevgiler.

 

01 Ocak 2008 Salı 20:17, Blogger crn

bir nedenden dolayı geçtiğimiz 2 ay içinde 7 kere seyahat ttim.bunların en kısası 5.5 saat uzunluğundaydı. çok farklı otobüs şirketlerine bindim, bir kez de uçağa.
okula başladığım ilk zamanlar (daha önce çok fazla yolculuk etmediğimden olsa gerek) otobüs yolculuğunu çok eğlenceli, çok değişik bir deneyim olarak görürdüm. sonraları sıkılmaya başladım. ama bu geçtiğimiz aylarda şunu anladım, en güvenli yol kişinin bildiği yol olsa da en eğlencelisi/heyecanlısı o değil. bilmediğin bir şehirde uyanmak, ilk kez o otobüs şirketini kullanmak veya ilk kez o otobandan(hatta köy yolundan) gitmek insana çok farklı bir haz veriyor.
kendinizi zorlayın ve deneyin... bazen güvende olmamak daha iyidir =))