tag:blogger.com,1999:blog-7536567949686763847.post-88133422949867627282007-12-26T11:36:00.000+02:002007-12-26T18:04:17.759+02:00Alışmış seyahat kudurmuş seyahat'ten daha çok okurKitabevleri ile şehirler arası otobüslerin pek de benzer yanları yok. Aslında kısa aralıklarla ikisiyle birden yüz göz olmuş olmasaydım kendilerini bu kadar yaklaştırmak benim de aklıma gelmezdi. Ama oldu artık. Kaçamam bundan.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_KqgZ0BcQAmI/R3Ikz_TXkjI/AAAAAAAAAQ8/gkD5-F8IH24/s1600-h/kitabevi.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_KqgZ0BcQAmI/R3Ikz_TXkjI/AAAAAAAAAQ8/gkD5-F8IH24/s200/kitabevi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5148217799622496818" border="0" /></a>Şimdi, bi' kere ikisi de birer alışkanlıklar bütününün sonucu olarak görülebilir. En azından bana öyle geliyor. Örneğin, bizzat gidip bir <span style="font-weight: bold;">kitabevi</span>nden birşeyler seçen insanla <a href="http://www.kitapyurdu.com"><span style="font-weight: bold;">KitapYurdu</span></a>'ndan kitap alan kişi aynı şeyleri hissediyor olamaz. Çünkü birisinin bariz bir ev olma iddiası var, diğeri ise sadece kitapçı olmak konusunda kendisini geliştiriyor. Bir kitabevine gelip de orada bulunan elemanlara falanca kitabı soran, hatta <span style="font-style: italic;">falanca konulu herhangi bir kitap var mı</span> diye soran birine bu işlerin İnternet üzerinden daha kolay yapıldığını anlatmak zordur. Zaten bazı durumlarda anlatmamak da gerekir. Çünkü o kişinin de çok geçerli argümanları vardır, kitaba dokunmak, biraz okumak, o gece o kitabı bitirebileceğini bilmek gibi; ve bu nedenle bu konuşma çok uzayabilir. Hem de bir doğruya ulaşmadan. Dediğimiz gibi bu işler alışkanlık meselesi.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_KqgZ0BcQAmI/R3IlLfTXklI/AAAAAAAAARM/V_UhCwHuY0c/s1600-h/otobus.jpg"><img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_KqgZ0BcQAmI/R3IlLfTXklI/AAAAAAAAARM/V_UhCwHuY0c/s200/otobus.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5148218203349422674" border="0" /></a>Aynı şehirler arası otobüs firması seçmek gibi; ki onların çoğunda da ev konforunda olma iddiası var. Bu açıdan düşünürsek evinizde göz aşinalığınızın olduğu bir hostes görmek her zaman daha güven verici olsa gerek. Onun size ne vakit ne sunacağını biliyor olmak, ne isteyeceğinize çoktan karar vermiş olmak da cabası. Mola yerleri bile başlı başına bir huzur(suzluk) etkeni. Sürekli aynı otobüs firmasını tercih eder ve bu sebepten sürekli aynı yerde mola verir ve bu sebepten restoran, tuvalet ve dergilerin yerini gözümüz kapalı bulursak bu hepimize ayrı bir rahatlık sunar değil mi? Sunar, sunaaar. Yani şimdi de diyeceğimiz gibi, <span style="font-weight: bold;">alışkanlıklara bağlı kalmak rahatlıktır</span>.<br /><br />Zaten olur da daha büyük çaplı rahatlıklarımız rahatsızlık vermeye başlarsa yine bu alışkanlık müesseselerini kullanıyoruz. Okuduğumuz yazar, tür sıktıysa gidip kitabevinden ya da bir İnternet kitapçısından başka bir şeyler bulup beğeniyoruz. Ya da tümüyle şehirden, hayatımızdan usandıysak bir bilet alıyoruz uzak bir şehre. Ama dikkat etmeliyiz, bu bir otobüs bileti olmalı. <span style="font-weight: bold;">Çünkü hiçbir ulaşım aracı bir şehirler arası otobüs hüznünü yakalayabilmiş değil şu ana kadar</span>.<br /><br />Demem o ki, bir gün insan başka şeyler denemek isterse önce alışkanlıklarını bırakması, değiştirmesi; en azından bunu denemesi gerekiyor galiba. Bunu yapabilirse gerisi kolay, birkaç kitap, biraz yol, bir de şehirler arası otobüs bileti işte. Ama mutlaka otobüs. Başkası olmaz.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Lütfen</span>.ali*kayhan - sorgu*sualhttp://www.blogger.com/profile/16509311522628950661noreply@blogger.com